Bayramın 3. günü, gün boyunca dönme hissi yaşayan ruhum gece uyumak için yatağa yatar yatmaz, hayatı boyunca yaşamadığı kadar şiddetli ve uzun bir baş dönmesi yaşadı.
Kociş ve oda aşağı yukarı hiç durmadan dönmeye başlamıştı ve durmuyordu.Kocişe sadece 'tut beni,gidiyorum' dediğimi hatırlıyorum.Neyse ki annem ve babam sesimi duymamış ve uyanmamışlardı.20-30 sn kadar sürdükten sonra kociş beni oturttu derken ikinci bir dönme ve neye uğradığımı bilmiyorum...
Cuma ve c.tesi dönmeler devam etti ve ben bizimkilere hissettirmeden atlatıp c.tesi gece İst.a döndüm.Ancak pazar günü de dönmeler ilki gibi şiddetli olmasa da devam etti ve bu sefer sendelemeye başladım, dönerken biryerlere tutunma ihtiyacı hissediyordum.Tansiyonumun düştüğü anlardaki dönmeler değildi bunlar, farkındaydım.P.tesi arkadaşlarımın tavsiyesi ile nöroloji uzmanına gidince şikayetimi dinler dinlemez'vertigo' dedi,muayene sonucu 'eminim ama yinede beyim mr isteyelim' dedi ve ilacı yazdı.
Doktorumun bana yaptığı bilgilendirmeden sonra her zamanki gibi nette araştırma yapınca aynı şeyleri tekrar okumuş oldum...
okuduklarımı paylaşmak istedim;
''Kulak burun ve boğaz uzmanı Doç Dr Erkan Tarhan tüm baş dönmelerinin yüzde 30'una iç kulak kristallerinin yerinden oynamasının neden olduğunu bildirmiş.
Doç Dr Tarhan yaptığı yazılı açıklamada halk arasında "iç kulak kristallerinin yerinden oynaması" olarak bilinen "Benign Pozisyonel Paroksismal Vertigo"nun başın pozisyonuyla aniden başlayan kısa süren ve "tüm dünyanın başa yıkıldığı" hissi veren bir baş dönmesi olduğunu kaydetti
Bir denge organı olan iç kulağın içinde gözle görülemeyecek kadar küçük kum tanesi gibi kristaller bulunduğunu bunların darbe uzun süreli yolculuklar geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok nedenle yerinden oynayarak denge sistemini uyardığını belirten Doç Dr Tarhan "İç kulak kristallerinin oynaması tüm baş dönmelerinin yüzde 30'unu oluşturmaktadır ve tüm baş dönmeleri içinde en sık görülenidir
Bütün yaş gruplarını etkileyen bir hastalık olmakla birlikte maalesef ülkemizde hala yeterince tanınamamakta ve hastalara gereksiz tedaviler yapılmaktadır" denmektedir
Doç Dr Tarhan ani başlayan ve saniyeler süren şiddetli baş dönmesine hızlı göz hareketleri bulantı kusma çarpıntı terleme gibi yakınmaların da eşlik edebileceğini ifade ederek şunları eklemiş:
"Hastalarımız atakları şöyle tarif ederler (Yatakta sağdan sola dönüyordum ayakkabımı bağlamak için eğilmiştim perde asıyordum markette bir rafa uzanmıştım ki aniden tüm dünya etraf dönmeye başladı
Bu dönme o kadar şiddetliydi ki etrafımdaki hiçbir şeyi tanıyamaz hale geldim Baş dönmesine bulantı ve kusma eşlik etti Bu atağın tek güzel tarafı ise kısa sürmesi oldu)"
Doğru tanı ve tedavi için şikayetler ortaya çıkar çıkmaz bir uzmana başvurulması önerisinde bulunan Doç Dr Tarhan tedavide belli bazı hareketlerle kristallerin yerine yerleştirildiğini ifade etmiş.''
Ben de şimdi ayakkabımı giyinirken, askıdan ceketimi alırken daha çok dikkat ediyorum, bu hafta kadar araba da kullanmadım..yatarken ve kalkarken daha yavaş ve özenli davrandım...
kocişin teşhisi ise; 'bu kadar çok telefonla konuşursan olacağı budur, kristalleri oynattın' diyor :)
dr. um gripal enfeksiyon, darbe nedeniyle bazen de hiç sebepsiz olabileceğini söylemişti oysa ki..
.....................
bu arada bu postu yazıp yayınlamamışım, iyi de oldu..ve ben daha iyiyim,sendelemem kalmadı,çok hafif arada bir dönme oluyor sadece...atlattık ve umarım bi daha tekrarlamaz.zaten genelde 1-2 hafta ya da on günde geçermiş..nadiren uzun sürdüğü olurmuş...ve çevrede o kadar çok kişinin yakını ve tanıdığı birilerinin başına gelen bişiymiş ki...sanırım çağın hastalığı stres ve panik ataktan sonra bir de vertigo çıktı insanlarda!!!
23 Kasım 2010 Salı
23 Ekim 2010 Cumartesi
29 Ekim'e birkaç gün kala...

27 Ekim'de ruhum yollarda olacağından bu güzel bayramımızı şimdiden kutlamak ister..herkesin, bütün Türk milletinin bu güzel ve anlamlı günü, bayramı kutlu olsun..
Dileğim; bundan sonraki nesillerin de güzel bayrağımız altında cumhuriyetimizi ilelebet yaşatması...ülkemizin cumhuriyete yakışır şekilde yönetilmesi.
Ey Türk gençliği
Yaşasın cumhuriyet...
Yaşatılsın...
Ulu önder Atatürk'ün emaneti Cumhuriyetimize sahip çıkalım!!!
Bu güzel günün benim için diğer bir önemi; canım tatlım bitanem kocişkomla tanışma günümüz:)
Tam 9 sene önce 29 Ekim'de tanıştık...ve 1 ay sonra da evliliğimizin 6. yılı kutlanacak..ve sevgili kocişim her sene 29 Ekimde özel bişiyler yapmaya çalışır, genelde de biryerlere kaçarız...doğumgünlerini bu kadar önemsemeyen kocişim için 29 ekimler çok özeldir...o bir balık değil bir boğa(balık olan ben olsam da)ama bazen benden daha romantik, duygusal olduğunu itiraf etmeliyim sanırım:))
Bu seferki seyahat biletimiz bedavaya geldi bu arada:)
birkaç ay önce kredi kartı puanlarımızla bilet aldık ve özellikle 29 ekim olsun istedik, otelimizi ayırttık. 27 sinde Madrid'e uçmaca, 31 ekimde de dönmece
NOT: günlerdir ruhumun canı paça çekmekteydi...bu akşam nihayet çoook güzel bir kelle paça içip üstüne de mumbar yemiş bulunmaktayım:)
şimdi de kocişkomun yaptığı irmik tatlısını götürmekteyim:))
18 Ekim 2010 Pazartesi
Tehlikeli ilişkilerin olmadığı güzel bir hafta diliyorum

Haftasonu tiyatro sezonunu açtık ve arkadaşlarla güzel sohbetlerle tiyatroyla brunchla dolu dolu bir haftasonu geçirdik kocişimle...
Güzel bir haftasonunun ardından öncelikle herkese güzel bir hafta diliyorum...
Tehlikeli İlişkiler ; 18. yüzyıl sonlarında, dönemin Fransız aristokrasisine dair eleştiri sunuyor.
Choderlos de Laclos tarafından yazılan eserde, tutkulu bir aşk hikâyesi ekseninde ikiyüzlü cemiyetin tüm değerlerden yoksun, yıkıcı görüntüsü çiziliyor.
Çevirisini Aziz Çalışlar’ın, dramaturgluğunu Jelena Mijovic’in, sahne tasarımını Numen/Sven Jonke’nin, kostüm tasarımını Angelina Atlagic’in, müziğini Kiril Dzajkovski’nin, ışık tasarımını Özcan Çelik’in, efekt tasarımını Ersin Aşar’ın, koreografisini Handan Ergiydiren’in yaptığı oyunda; Şebnem Köstem, Esra Ronabar, Ece Özdikici, Levent Üzümcü, Tomris İncer, Selin İşcan, İrem Arslan Aydın, Cemal Ahhan Şener rol alıyor.
İlk perde biraz uzundu. Oyuncular ve de kostümler muhteşemdi...
Bu arada Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesinin de çok iyi olduğunu söylemeden geçemiycem.
Cumartesi akşama doğru karşıya geçtik,biraz Beyoğlu İstiklal,tiyatro sonrası Bostancı'da kokoreç keyfi:)
Pazar yine karşıda Maçka Demokrasi Parkı On Numara'da brunch derken iki gün arka arkaya karşıya geçmek yorucuydu, ancak güzel buluşmalar ve arkadaşlarla olunca yorgunluğa değiyor doğrusu...
26 Eylül 2010 Pazar
Eve dönüş...İstanbulllllll
Evvvettt güzel bir İzmir seyahati daha biter ve ruhum İstanbul'da, evinde...
Anneciğini babacığını, ablasının çok özel ve güzel gününü, kardeşini,çok sevdiği yeğenlerini ve arkadaşlarını gören ruhum, mutlu mesut ama biraz buruk döner İstanbul'una...yanlış anlaşılmasın İstanbul'u da sever ruhum, kocişkosu iş nedeniyle ondan erken dönmüş beklemektedir onu, evi bekler ruhumu,işi, arkadaşları vardır İst.da, özler İstanbul'u da; ama İzmir özeldir ruhum için...
27 Ekim'e kadar seyahat yok, tam gaz iş:(
Yarın en sevmediği gündür ruhumun,herkesler gibi klasik ptesi sendromu yaşar o da...ama onu atlatmanın en iyi yolu çalışmaktır.Evet güncecim ptesi sabahları son hız bir çalışırım ki, çok iyi gelir, kimselerle konuşmadan işlere veririm kendimi ve böylece ptesi gününü atlatmak kolay oluyor, hem de verimli..
Herkese gönlünce çok güzel bir hafta diliyorum.
Sevgiyle...
Şiir tadında yaşayın
BİR BAŞKA İSTANBUL
Oturdum başka bir İstanbul düşündüm
Daha çok sen olan daha bir seninle
Yeşili daha yeşil, mavisi daha mavi
O, herşeyi daha güzel yapan ellerinle
Sildim bütün yıldızları gökyüzünden
Yerine gözlerini koydum, gözlerini
Serdim saçlarını üstüne İstanbul'un
Dudaklarının rengine boyadım heryerini
Şimdi İstanbul aydınlık, öyle pırıl pırıl
Estirdiğim senin kokundur denizlerden
Senin güzelliğinle süsledim bahçeleri
Seni İstanbul yaptım, İstanbul'u sen
Her sokağına şiirini yazdım satır satır
Şimdi bütün semtleri bu şehrin seni anlatır..
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
MFÖ-Bu sabah yağmur var İstanbul'da...
Anneciğini babacığını, ablasının çok özel ve güzel gününü, kardeşini,çok sevdiği yeğenlerini ve arkadaşlarını gören ruhum, mutlu mesut ama biraz buruk döner İstanbul'una...yanlış anlaşılmasın İstanbul'u da sever ruhum, kocişkosu iş nedeniyle ondan erken dönmüş beklemektedir onu, evi bekler ruhumu,işi, arkadaşları vardır İst.da, özler İstanbul'u da; ama İzmir özeldir ruhum için...
27 Ekim'e kadar seyahat yok, tam gaz iş:(
Yarın en sevmediği gündür ruhumun,herkesler gibi klasik ptesi sendromu yaşar o da...ama onu atlatmanın en iyi yolu çalışmaktır.Evet güncecim ptesi sabahları son hız bir çalışırım ki, çok iyi gelir, kimselerle konuşmadan işlere veririm kendimi ve böylece ptesi gününü atlatmak kolay oluyor, hem de verimli..
Herkese gönlünce çok güzel bir hafta diliyorum.
Sevgiyle...
Şiir tadında yaşayın
BİR BAŞKA İSTANBUL
Oturdum başka bir İstanbul düşündüm
Daha çok sen olan daha bir seninle
Yeşili daha yeşil, mavisi daha mavi
O, herşeyi daha güzel yapan ellerinle
Sildim bütün yıldızları gökyüzünden
Yerine gözlerini koydum, gözlerini
Serdim saçlarını üstüne İstanbul'un
Dudaklarının rengine boyadım heryerini
Şimdi İstanbul aydınlık, öyle pırıl pırıl
Estirdiğim senin kokundur denizlerden
Senin güzelliğinle süsledim bahçeleri
Seni İstanbul yaptım, İstanbul'u sen
Her sokağına şiirini yazdım satır satır
Şimdi bütün semtleri bu şehrin seni anlatır..
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
MFÖ-Bu sabah yağmur var İstanbul'da...
22 Eylül 2010 Çarşamba
İzmir'e ...
Sabah erkenden İzmir'e uçmaca...
Ama ruhum öyle yorgun ki, valizini hazırlamadı bile..nete girmek bile zor geldi.Şu iki satırcığı yazıp kaçar ruhum..
('Behlül kaçar' gibi oldu-bu arada Ezel'de nasıldı öyle; o biçimmm)
Ruhum sadece ruhen yorgun değil, bu sefer fiziksel yorgunluk ta var.Ve yarın çok yoğun bir gün olacak, cuma günü yapabilirsem canım eski yatağımda(anneciğimin babacığımın evinde-baba ocağında)güzel bir uyku düşler ruhum..
Benden bu kadar güncecim..ruhum'un hemen valiz hazırlayıp uyuması lazım...
Gitmek var
Pazar günü dönmek var...
Ama ruhum öyle yorgun ki, valizini hazırlamadı bile..nete girmek bile zor geldi.Şu iki satırcığı yazıp kaçar ruhum..
('Behlül kaçar' gibi oldu-bu arada Ezel'de nasıldı öyle; o biçimmm)
Ruhum sadece ruhen yorgun değil, bu sefer fiziksel yorgunluk ta var.Ve yarın çok yoğun bir gün olacak, cuma günü yapabilirsem canım eski yatağımda(anneciğimin babacığımın evinde-baba ocağında)güzel bir uyku düşler ruhum..
Benden bu kadar güncecim..ruhum'un hemen valiz hazırlayıp uyuması lazım...
Gitmek var
Pazar günü dönmek var...
19 Eylül 2010 Pazar
Turumuzun son bölümü
Barcelona ile başlayan Katalonya-Provence turumuz Nice ile bitti.3 gece 4 gün Nice'te kaldık.Günübirlik Cannes, Monaco ve Eze Village'a gidildi..Bundan sonra deniz tatili yapacağımız zaman tercihlerimiz arasına artık Nice te girmişti..Fransa'nın güneyine daha önce gitmeyen ruhum hayranlık içersinde gezdi, dolaştı yüzdü,güneşlendi:)
Otelimiz sahilde, balkonundan denizi görebildiğimiz nefes kesen manzaraya sahip süpper bir oteldi..Nice gece ve gündüz hep cıvıl cıvıl,yaşayan bir şehirdi.Hem büyük, hem sahil kenti, hem modern, çok güzel. Hele akşamları sokaklara taşan şık restaurantları..Otobüsle çevre kasabalara kentlere gitmek çok kolaydı. Bir günde Hem Cannes hem Monaco'ya çok rahat gidebilmiştik.(Her zamanki gibi, turdan ayrılıp kendimiz gezmeyi tercih ettik)
(Bu arada çok küçük bir dip not vermeden geçmek istemiyorum; turdakilerin 90 euro verip gittikleri Cannes-Monaco turuna biz sadece 1 euro gidiş 1 euro dönüş vererek gittik. 7 euroya tramvay tarzı küçük trenle şehri gezdiğimizi, kaleye bile çıktığımızı öğrenen, tura 90 euro verip te çok kısa süre orda kalan,şehri gezmeyen tur grubumuz duyunca biraz üzülmüş)
Monaco; Vatikan'dan sonra dünyanın en küçük ikinci bağımsız devleti, dünyadaki nüfus yoğunluğu sıralamasında ise en başta!!! Muhteşemdi, bir o kadar da lüx .Heryerde süpperr arabalar, porsche,jaguar vs. , ülkemizde sayılı olan araçlar orda herkesteydi:) böyle bir yaşam standardı!!!
Monte Carlo semtindeki gösterişli casinolar ise gerçekten görülmeye değerdi; ama esas görülmeye değer olan bence insanların casinoya gelirken giyimlerine göstermiş oldukları özendi...
Monaco sarayı hep görmek istediklerimdendi...Ancak çok çok gösterişli bir saray beklerken, büyükçe bir meydanda, önünde tek bir askerin beklediği biraz sade uzun bir binayla karşılaştık.Sarayın bulunduğu tepeden manzara ise muhteşemmmdi..
Cannes, film festivallerini izledikçe ah gitsem görsem dediğim ve sonunda gördüğüm küçücük ama ultra lüx kent.La Croisette(ünlü yürüyüş yolu), otelleriyle, festivalleriyle, plajlarıyla... .Ama film festivalinin yapıldığı bina ben, eşim ve arkadaşlarım için hayal kırıklığı olmuştu..Çok şey beklediğimde hep böyle olur zaten..çok fazla hayal etmemeli sanırım..evet, ünlülülerin el il izlerini gördük fotoğrafladık ama beklediğim gibi değildi işte...ama dünyanın en iyi otelleri muhteşemmmdiii, sadece fotoğraf olabildiler:)
''bu kadar lüxe gerek yok cnm, param olsa da vermem o kadar parayı şu otele, bizde ne oteller var cnm'' diyerek avuttuk kendimizi:))
Bir günümüzü ise yine daha önceden duymuş araştırmış olduğumuz Eze Village'a ayırdık.Şirinmi şirin daracık sokaklarıyla, şatolarıyla çooook güzel bir kasaba(aslında halk köy diyor ama,bizim köyleri görseler eminim köy demekten vazgeçerler),yemyeşil, özenli, tablo gibi sokaklar...ordan çok güzel şık country tarzı bir saat aldık(koridor için),altında çanı var..çoookk şirin
Sonuç itibarıyle Nice'e tekrar tekrar gidebiliriz, Cannes ve Monaco'yu ise bence bir kez görmek yeterli...
3 gece Nice'ten sonra Marsilya'ya geçip dönüşü ordan yaptık...
Güzel bir hafta dileğiyle...
14 Eylül 2010 Salı
Mimmmmmm
Sevgili arkadaşım büyük prens Komançi tarafından mimlenmişim güncecim.Neyseki sorular zor değilmiş:)
1.Lakabın var mı?
Daha önce de farklı lakaplarım olmuştu, ancak son lakabım 'atom karınca'. ehh biraz pratik ve çalışkan, tezcanlı oluşumdan:))
2.Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
Bir günah gibi(Ajda) ve U2 şarkıları
3.En son ne zaman ve kime aşık oldun?
6 Eylül'de, Bono'ya:))
4.En son okudugun kitap?
Fransız Suiti(Irene Nemirovsky)
5.Son zamanlarda en çok özledigim?
Çok şey :(
6.Bir günlüğüne ünlü biri olmak istersen kim olabilir?
Angelina Jolie(ilk aklıma gelen o oldu,düşününce başkası da olabilir belki)
7.Yarın sabah ilk planın?
İşgünü mü:(
8.Şu anki mesleginde olmasan hangi mesleği isterdin?
Gezgin..dünyayı gezip program hazırlamak isterdim:)
Acun gibi, Barış Manço gibi
ya da çok ünlü bir iç mimar(ama yine uluslararası çalışmalıydım)
Ben bu mimi sevgili Sazan, Junon, Nilay, Syhn ve cevaplamak isteyen tüm blog arkadaşlarıma hediye ediyorum:))
Sevgiler
Kolay gelsin
U2 - One
1.Lakabın var mı?
Daha önce de farklı lakaplarım olmuştu, ancak son lakabım 'atom karınca'. ehh biraz pratik ve çalışkan, tezcanlı oluşumdan:))
2.Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
Bir günah gibi(Ajda) ve U2 şarkıları
3.En son ne zaman ve kime aşık oldun?
6 Eylül'de, Bono'ya:))
4.En son okudugun kitap?
Fransız Suiti(Irene Nemirovsky)
5.Son zamanlarda en çok özledigim?
Çok şey :(
6.Bir günlüğüne ünlü biri olmak istersen kim olabilir?
Angelina Jolie(ilk aklıma gelen o oldu,düşününce başkası da olabilir belki)
7.Yarın sabah ilk planın?
İşgünü mü:(
8.Şu anki mesleginde olmasan hangi mesleği isterdin?
Gezgin..dünyayı gezip program hazırlamak isterdim:)
Acun gibi, Barış Manço gibi
ya da çok ünlü bir iç mimar(ama yine uluslararası çalışmalıydım)
Ben bu mimi sevgili Sazan, Junon, Nilay, Syhn ve cevaplamak isteyen tüm blog arkadaşlarıma hediye ediyorum:))
Sevgiler
Kolay gelsin
U2 - One
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)