28 Haziran 2010 Pazartesi

evden günaydınnnn

Birkaç gün işten uzaklaşmak iyi gelecek.Cuma günkü bir günlük izin süper geldi.Dün sabah hiç istemeye istemeye gitmiştim ve 1-2 gün annemler için izin almayı düşünüyordum ki, bişiyler tüm haftayı almam yönünde karar verdirtti.

Dönem dönem olur ya hani, bazen işten soğuruz;
işten, iş ortamımızdan...aynen bu moddayım.
temmuz sonuna da çok var daha(tatile). ruhum daha fazla dayanamayarak tüm hafta gitmeme kararı aldı vee dün akşam üstünden büyük bir yük kalkmış edasıyla eve geldi.

bu sabah işe gitmeyeceğimden erken kalkmak bile etkilemedi(aksilik bu ya izindeyken zınk diye gözler erkenden açılıverir) olsun bu bile güzel ya..

bizimkileri biriki gün daha kalmaları yönünde ikna ettik, babam hiç olmazsa çarşambaya kadar kalmaya ikna edilmiştir, geçtiğimiz pazar döneceklerdi.

sonra da(perş.cuma);
ruhum, hovardalık
ve
'ver elini İstanbulll'

bu arada bir gün biriki saatliğine büroya gitmem gerekecek:(
birara gidip bir dosyayı hazırlamam gerekiyormuş,önemliymiş,acilmiş,miş te miş.....

25 Haziran 2010 Cuma

ruhum mutlu:)















ruhum ana kucağında, mutlu huzurlu.....

akşama kadar keyfini çıkarmam lazım, yoksa kocişko gelince kıskanabilir:))

bu arada bizimkiler yaptığım etli dolmayı çok beğendi.annem ve ablam iyi aşçı babamsa lezzete önem verdiğinden, beğenmeleri demek sınıfı geçtik demek:))
genelde beraber yapardık ama bu sefer annem diğer yemeklerle ilgilenirken dolmayı kendim yaptım, annecimi ilk günden çok yormak istemedim..

babişkoyu bu hafta burda kalmaları konusunda ikna edebilirsem(çabalarım başladı bu arada:), zaten hafta boyunca annecim mutfaktan çıkmayacak biliyorum..ve ruhum işten dönünce anneciğinin nefis yemeklerini yiyecek, eski günlerdeki gibi:))

yağmur,
evde(iş yok),
canlarımla,
yemek sonrası çay keyfi...
daha ne olsun:))

herkese kucak dolusu sevgilerrrrrr

24 Haziran 2010 Perşembe

23 Haziran 2010 Çarşamba

Günaydınlarrrrrrrrrrrrrrrrrr














herkese günaydınnnnnnnn.....

bugün son günüm:))
son gün derken tatil başlangıcı değil,sadece yarın bir gün izinli olcam, bu hafta erken bitiyor yani:)

canlarım annem,babam,kardeşim ve ablam yarın sabah İst. a geliyorlar. evet çok ama çok mutluyum ve bir o kadar da duyguluyum, çünkü bir zamanlar bizim evin bıcırığı,ufaklığımız şimdiyse yakışıklı bir delikanlı olan canım kardeşim okulu bitirdi de (elektronik müh.)
ve cumartesi ailece bu mutluluğa tanık olup kutluycaz:)))

bundan büyük mutluluk mu olur tüm aile güzel bir vesileyle birarada...

küçük kardeşimle ilişkim abla kardeşten ötedir, çocukluğundan itibaren özel bir ilişkimiz olmuştur.üniv.de de İst.da olduğundan hiç ayrılmadık:)

böyle işte güncecim,birkaç gün(umarım bu birkaç günü artırma konusunda babamı ikna edebilirim) annemlerle çok güzel günlerimiz olacak inş. :)

daha perşembe ama ben şimdiden herkese çoook güzel bir haftasonu diliyorum..
(yağmursuz olsun artık-günlerdir epeyce romantizm oldu zaten:))


sevgiyle

ve her zamanki gibi

şiir tadında...

Teoman-Özlem Tekin

22 Haziran 2010 Salı


















Yağmurlar acıtır beni
burulur içim..
kovalar birbirini tüm hatıralar
günışığına çıkar.
kemirir ruhumu
gülümsetir bazen
hüzünlendirir...
keşkeler gelir ardından, acabalar
olsaydılar..
kimbilir hangi mekanlar, nerdeler
kiminleler hatıralar..
su birikintilerinde danseder
hayallerimin yansıması..
bir süre yükselir gökyüzüne
havayla çarpışıp bir yıldırım gibi
çakar yüzüme,
çarpar bir tokat misali.
mavi gökleri delen bulutlar gibi
buharlaşıp kaybolur anılara...

21 Haziran 2010 Pazartesi

Mimmmmm


















Sevgili Komançi tarafından mimlemişim..
İlk etapta sorular uzun gibi gelse de, keyifle cevapladım:))

FELSEFEM :dürüstlük,iyilik..bugünü (imkan dahilinde) yaşa
HAYAT: çok kısa
ÇOCUKLUK: saflık
GÜNEŞ: azı karar, çoğu zarar:) güneşsiz bir hayat düşünemem ama çok sıcağı da sevmem
GÖZLER: kişinin aynası..benim için çoook önemli!!! YILDIZLAR: mehtap, romantizm
GÜZELLİK: önemli, ama içte de olmayınca beş para etmez
SEVGİ: sınırsız
AŞK: tutku. ama bazen çok acı
MÜZİK: ruhumun ilacı:)
DOST: güven, samimiyet
PARA: maalesef ki; onsuz olmuyor
ZAMAN: acımasız
ERKEKLER: koca birer bebekler:) ve hiç büyümüyorlar.ayrıca hiç kusura bakmasınlar; kaç yaşında olursa olsunlar akıllı bir kadın tarafından rahatlıkla yönlendirilebiliyorlar..kendilerini çok akıllı zannetmesinler:))
SAVAŞ: olmasa..
AĞLAMAK: duygu,birikim.. ama başkalarının yanında olunca duygusallığımı ele verdiği için zayıf hissettirir
DENİZ: huzur...
AYNA: çocukluğumdan beri önünde defile yapmaktan keyif aldığım:))
HAYAL: umudumun yansıması..hayallerim olmadan asla..


Ruhumdan tüm blogger arkadaşlara:)

Sevgiyle...

19 Haziran 2010 Cumartesi

Babama..tüm babalara...















Bitanemiz, herşeyimiz, güvendiğimiz, huzurlu kollarıyla, sıcacık yüreğiyle, öğretmenim(gerçekten öğretmenim de oldu:)),canımız babacığımın gününü kutluyorum...

babalar günün kutlu olsun babacım...

iyi ki varsın iyi ki babamsın:)

Allahım seni bizden ayırmasın, daha çoooook uzun seneler beraber olalım inş.


Tüm babaların gününü kutluyor, saygı ve sevgilerimi gönderiyorum...

Oya-Bora

18 Haziran 2010 Cuma

dürümcü.....


yemekle geçen bir cuma akşamıydı adeta:)

kocişkonun önemli işi vardı ve bu akşam biraz gecikecekti, ben de kaç gündür yine dürüm sayıkladığımdan işten eve dönerken dürüm hayallerine başlamıştım:)
eve gelince arkadaşımı aradım, biraz sağlık sorunlarına canı sıkkın olduğundan dışarı çıkartıp ona moral olsun istedim.
dürümü de duyunca dayanamazdı:))
eve yakın meşhur dürümcümüzde buluştuk, sohbet muhabbet eşliğinde dürüm ve turşuları götürdük :))

ama tel.da arkadaşım caddebostanda yeni açılan işkembeciden bahsetti(hani şu beyoğlunda da olan)
'oraya mı gitsek' dedi
ben de 'sen gel bakarız' dedim,çünkü bost. da dürümcümüzün çok yakınında paçacı da var,yine iyi bir yer olduğu bilinen ama benim daha önce denemediğim paçacımız:))

dürümleri götürdükten sonra arkadaşım illaki işkembe içmek istediğin söyledi, ben de sürpriz yapıp onu yakındaki paça-işkembeciye götürdüm ve inanırmısınız dürümlerin üstüne arkadaşım koca kase işkembe çorba, ben de paça çorbayı bir güzel götürdük:))

biraz ters ve alakasız oldu ama :) bazen hovardalık yapılıyor işte..
ben dayanamayıp ordaki kuru patlıcan dolmadan da yedim mi:))

al sana şiş bir mide ve mide fesatı geçirmekten korktuğu için yürüyerek eve dönerken kahkahalara boğulan iki hatun:))

varsın olsun ikimiz de muradımıza ermiştik:) dürümleri çorbaları,dolmayı bir güzel afiyetle götürdük, üstüne evde kaç bardak (benim güzel tavşan kanı çayımdan) çay içtik hatırlamıyorum bile..
hararet yapmıştı da:)

süpperrdi..sıcaklarda işkembe paça zor artık, son bir defa ziyafet çektik resmen..gece geç saatlerde belki, ama sıcaklarda iyi olmaz..
bizimki biraz açgözlülük, oburluk ve hovardalık sınırlarını aştı ya neyse..arkadaşım çok mutluydu..(tabii ruhum da:))
bu arada paçacımızı daha önce denemediğimiz için çok şey kaçırmışız, bilinen bir yer ve çok kalabalıktır her zaman,ciddi güzelmiş off offf offffffffffff :)
















Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan...
N. HİKMET


Haftasonumuz güzel olsun...

Şiir tadında..

16 Haziran 2010 Çarşamba

Trendy Blog ödülü



Muhteşem şiirlerini ve yaptığı güzel resimleri beğeniyle takip ettiğim Dalgaları Aşmak beni bu güzel ödüle layık görmüş, kendilerine teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum...
Bu ödülün yaratıcısı The Trendy Treehouse adlı blog sahibiymiş.

Trendy Blog ödülü'nün yerine getirilmesi gereken kuralları da şunlarmış:

_Blogunuzda ödülle ilgili post hazırlamak
_Ödüle uygun bulduğunuz 10 blogger arkadaşınızı belirtmek
_Postunuzda ödülün logosunu yayınlamak
_Ödüllendireceğiniz 10 bloggera kuralları kendi seçecekleri 10 bloggera iletmelerini sağlamak

evet sevgili arkadaşlar ruhum'dan sizlere :)

-Komançi
-Sıradan bir Sazan
-Muyurt
-Syhn
-Gençbiranne
-Düşler Denizi Nilay
-Junon
-Genç Bir Çift
-Sinem
-Bal Böcükleri Serpil

sevgiyle...

(http://www.thetrendytreehouse.blogspot.com/)

15 Haziran 2010 Salı

gözler anlatır..


gözler....
ne güzeldir gözlerle konuşmak..
arkadaşınla
dostunla
sevdiğinle..
aynı kareden bakmak hayata
aynı şeyleri düşünmek
anlamak ..

gözler
suskunluğumuzun en iyi tercümanı
bazen kelimelerin yetersiz kaldığı
bazen de hiçbir lisanı olmayıp
sadece gözlerle anlatıldığı
kelimelere döküldüğündeyse bazen
tüm sihrini yitirdiği..

gözler
bazen en iyi konuşmacı...


pinhani-gözler anlatır

13 Haziran 2010 Pazar

Günaydınlar...




çooook uzun zamandır görüşemediğim arkadaşlarımla görüştüğüm;

birlikte kahve içmekten keyif aldığımız beni çok eğlendiren bir arkadaşımla kahve içtiğim;

kaç zamandır evde yapmak istediğim ufak tefek ama ruhumu rahatlatan değişiklikleri en nihayetinde yaptığım

araya bir iki ufak şık alışveriş sıkıştırdığım:))

ve..

gerçek bir süper starın Ajda'nın müthiş konseriyle noktaladığım güzel bir haftasonundan sonra..

kocaman günaydınlar...

haftamız güzel olsun..

sevgi dolu,
mutlu,
huzurlu
ve
umutlu.


ver ellerini ellerime ümidim...

11 Haziran 2010 Cuma

Şiir tadında bir haftasonu olsun...














nazım sevenlere..
herkese.......

KEREM GİBİ

Hava kurşun gibi ağır! !
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
eritmeğe
çağırıyorum...

O diyor ki bana:
— Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...

«Deeeert
çok,
hemdert
yok»
Yüreklerin
kulakları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır...

Ben diyorum ki ona:
— Kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana.
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karanlıklar
aydınlığa..

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
eritmeğe
çağırıyorum..
N.Hikmet

şiir tadında bir haftasonumuz olsun...

(not:kendi sesinden dinlemenizi tavsiye derim, muhteşemmmmm)

10 Haziran 2010 Perşembe

tahammülüm yok..

.......

gel-gitleri olan insanlara..

dengesiz insanlara..

samimiyetsiz insanlara..

kaba insanlara..

gözleriyle gülmeyenlere..

her daim asık suratlı olanlara..

...

negatif enerji verenlere..

beni yoranlara tahammülüm yok..



candan erçetin

9 Haziran 2010 Çarşamba









Cahide Keskiner Atölyesi’nden İstanbul Minyatürleri Sergisi

Ord. Prof. Süheyl Ünver'le 1953 yılında başladığı geleneksel tezhip ve minyatür çalışmalarını çağdaş bir yorum arayışı içerisinde sürdüren Cahide Keskiner’in 1989 yılında kurduğu Keskiner Atölyesi ile Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği tarafından gerçekleştirilen İstanbul Minyatürleri sergisi, İstanbul’un surları ve sur kapıları, anıt ağaçları, kuşları ve yalıları olmak üzere şehir kimliğinin önemli unsurlarını tasvir eden minyatürlerden oluşmakta. İstanbul Minyatürleri, gerek içeriği gerekse kullandığı sanat formuyla İstanbul'un kaybolmaya yüz tutmuş değerlerinin hatırlanmasına ve belgelenmesine aracılık ediyor.

Sergide, İstanbul'da minyatür geleneğinin önemli bir parçasını oluşturan Cahide Keskiner Atölyesi'nden, Cahide Keskiner başta olmak üzere, Sabiha Bayhan Koç, Zehra Çekin, Tülin Gönültaş, Çiğdem Tunçer, Ebru Kızılırmak, Aynur Gürsoy, Asiye Okumuş, Bahriye Balkaç, Çiğdem Mercan, Esra Altındoğan, Olcay Çetinok ve Nükhet Sağıroğlu tarafından resmedilen toplam 69 minyatür yer alıyor.

Açılışı 10 Haziran Perşembe günü saat 17.00’da Cemal Reşit Rey Sergi Salonu’nda yapılacak olan İstanbul Minyatürleri sergisine kapsamlı bir sergi katalogu da eşlik ediyor.

Sergi, 10 Haziran – 18 Temmuz tarihleri arasında her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak görülebilir.

Anlaşılan şu ki; bir günü Sabancı Müzesindeki Efsane İst. sergisine, bir günümüzü de buraya ayırmamız gerekecek...

8 Haziran 2010 Salı

Avrupa kültür başkenti sular altında....


Avrupa Kültür Başkenti kavramı ilk kez, 1980’lerde ortaya çıkmıştır.

Dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri’nin önerisinin Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi tarafından benimsenmesiyle Avrupa kültürüne değer katan, Avrupa’ya katkı sağlayan kentlere verilmeye başlanan bu unvana ilk kez 1985’te Atina sahip olmuştur.

Bu unvan, 1985-2000 yılları arasında AB’ye üye ülkelerin kentlerinden birine verilmiştir. 2000 yılına gelindiğinde ise, yeni bin yıl nedeniyle, Avrupa Kültür Başkenti unvanı hem aynı yılda birden fazla kente, hem de AB adayı olan ülkelerin kentlerine verilmeye başlanmıştır.

İstanbul’un, Avrupa Kültür Başkenti yolculuğu da, yeni bin yıl nedeniyle, AB adayı olan ülkelerin kentlerine Avrupa Kültür Başkenti unvanı verilme kararıyla birlikte başlamıştır.

13 Kasım 2006 günü Avrupa Parlamentosu’nun görüşü ve Avrupa Birliği Kültür Bakanları Konseyi’nin onayıyla İstanbul’un, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğu ilan edilmiştir.

İstanbul neden Avrupa Kültür Başkenti seçildi?

İstanbul, coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla, dünya metropolleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir.Türkiye’nin bir aynası olan İstanbul, her geçen gün, yalnız İstanbullular için değil, tüm dünya için bir çekim alanı, bir kültür ve sanat merkezi niteliği kazanmaktadır.

...........

bugünse kültür başkentimiz sular altında..
hayat durdu, geride kalan sadece sabah işe gitmek üzere evinden çıkan suçsuz günahsız işçinin sele kapılıp giden cansız bedeni ve onun için yanan ailesi..
biz ne mi yaptık??
bugün üzüldük, 'ah' dedik 'vah' dedik..
birkaç gün sonra devlet büyüklerimiz gibi bizlerin de unutacağı felaketzedeler...

bir sonraki sel felaketine kadar unutulacak; alt yapısız yolsuz,kanalsız,dere kenarındaki gecekondularla yaşamaya mahkum megakent, kültür başkenti İstanbul !!!

istanbul böyleyse anadolumuzun diğer kentlerine ne demeli?????



(kaynak:istanbul2010.org.tr)

7 Haziran 2010 Pazartesi

yemek yapmak 'out'

..........
ya ben sanırım artık hergün(günlük taze yaparım çünkü) yemek yapmaktan sıkılmışım..hatta 'sanırım' fazla oldu,direkt sıkıldım desem yanlış olmaz:)

bu akşam koştur koştur yemek yaptım(kardeşim de bizdeydi) ana yemek, pilav, zeytinyağlı derken 18:00'da yapmaya başladım,20:00'de masadan kalktık ve kendi kendime dedim ki, 'uğraş, hazırla ve iki dak.da ye bitsin,tüm uğraş bunun için mi ya, şu 2 dak.lık yemek için mi?' yemeyi özellikle de keyifle yemeyi seven ruhum bu akşam 'şöyle tabletler olsa, içip karnımızı doyursak,içinde her türlü vitamin,protein,karbonhidrat vs. olsa' diye düşünmekten kendini alamadı:))

böyle düşünmeye başladıysam şu yemek yapma işinden ciddi sıkılmışım demek, di mi???

şu gerçek var ki, evliliğin ilk yıllarında daha bir hevesle yaparken, yıllar geçtikçe yemek yapma olayından bıkma durumları olabiliyormuş maalsef:)) daha pratiğe kolaya kaçıyorsun..ben işten eve gelince sarmalar sardığımı bilirim, şimdiyse nerdeeeee..
geniş zamanda ya da haftasonu evdeysek ancak uğraştıran yemekleri yapıyorum..

artık yoruldum mu, yoksa yaşla mı alakalı acaba:)
gerçi pek bi yaş problemimiz de yok ama...
30'lu yaşlar en güzel yaşlarmış derler..
kim demiş:)
ruhum demiş:)

.........

bu arada bugün daha önce beraber çalıştığımız çok sevdiğim bir arkadaşım öğlene doğru aradı,'5 dak. sonra ordayım, yemek yiyelim' dedi. sevdiğim arkadaşlarımın böyle sıcak-içten emrivakilerini seviyorum (bir sene öncesine kadar aynı büroyu paylaşırdık).
arada bir gelir, yemeğe kaçar, laflarız...bu arada bebeği oldu, üç haftalık çok şeker bir kız babası artık benim arkadaşım:)
yemek sonrası fincanda pişen nefis türk kahvesi...


Şebnem Ferah

6 Haziran 2010 Pazar

Yağmurla günaydın..

Günaydınlarrrr

Yağmur ve yeni bir hafta..

Hiç çalışmak istemeyen ve iki saate yakındır da çalışmaya başlayamayan ruhum..

Şöyle denizi görebileceğim biryerlere gidip, denize düşen yağmur damlalarını izlerken kahvemi yudumlamak istiyorum..
fonda güzel bir müzik,yanımda sevdiğim bir arkadaşım..
ama bir süre hiç konuşmadan oturmak
sadece denizi
yağmuru izlemek..
istiyorum.

sonra
sıcak samimi bir sohbet...


Yağmur Kaçağı

Elimden tut yoksa düşeceğim,
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek.
Eğer şairsem beni tanırsan,
Yağmurdan korktuğumu bilirsen.
Gözlerim aklına gelirse,
Elimden tut yoksa düşeceğim.
Yağmur götürecek yoksa beni.

Geceleri bir çarpıntı duyarsan,
Telaş telaş yağmurdan kaçıyorum.
Sarayburnu'ndan geçiyorum,
Akşamsa eylülse ıslanmışsam.
Beni görsen belki anlayamazsın,
İçlenir gizli gizli ağlarsın.
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam,
Elimden tut yoksa düşeceğim.
Yağmur götürecek yoksa beni.

A.İLHAN


Yağmur kadar güzel bir hafta olsun...

5 Haziran 2010 Cumartesi

haftasonu devam ederken..

bir haftasonunda iki düğün ruhuma fazla geldi.Zaten düğün sevmeyen ben iki tane düğüne gitmek durumunda kaldım.

Dün gece, sevdiğim arkadaşlarımla olduğum ve müthiş boğaz manzaralı sıkılmadığım bir düğündü.
Ama bu geceki hiç gitmek istemediğim(çünkü hayatımız akıp giderken hiç görüşmediğim ve karşılaşmalar dışında hiç görüşmeyeceğim insanlar - kayınvalidemin arkadaşının torunu), sadece bizim düğüne geldikleri için iade-i ziyeret misali gitmek zorunda olduğum zaruri bir düğündü..

böyle zorunluluklar hiç ruhuma göre değil ama..

çok mecbur kalmadığı sürece düğüne gitmeyen ruhum düğünlerde farklı insan figürlerini seyre dalarak sıkılmaktan kurtuluyor...insanlar oynarken dans ederken nasıl farklı tablolar çiziyor, o esnada kocişkonun kulağına 'kesin bu kadın şöyledir, ya da bu adam gerçek hayatta böyledir de burda bundan böyle döktürüyor' gibi komik senaryolar üretip fısıldıyorum, böylece biraz hayal biraz senaryo, yemek, oynayanlara kikirdeme,eee biraz da müzik derken düğün bitmeden hoooop kaçan biz:)

ÇOK ÖNEMLİ:)
Bu arada laf aramızda eşim duymasın,sonra havalara girer falan:)
(neymiş; erkekleri asla havaya sokmamak lazımmış:))
bu hafta kocişkoyu çok takdir ettim:) çünkü benim için manevi değeri olan çok özel bişiy yaptı:))

hafasonu devam ederken, ruhum şu an okan izliyor..
yarın sabah arkadaşlarla güzel bir brunch:) ama sonrasında feci bir ütü olayı beklemede:(

3 Haziran 2010 Perşembe

Elimden Gelen Bu

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Çoğalmak neyse ne azalmak zor
Birisi seni her an bırakıp gittiğim
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
Gözlerine kirli bir bulut getirdim
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı
Öbürü en içten çağrını işitmiyor
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
Bakışları kıyısız deniz uzaklığı

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
İkisi birden çıkmaya uğraşıyor
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
Birisi yeni baştan serüvene başlamış
Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
Çoğalmak neyse ne azalmak zor.

Atilla İLHAN



Scorpions-Always somewhere

2 Haziran 2010 Çarşamba

Meyve Çiçekleri :)



eşinize, dostunuza, arkadaşınıza, tüm sevdiklerinize özel yenilebilir meyve çiçekleri.
sağlıklı, güvenilir(arkadaşımdan biliyorum,Türkiye'deki ilk şubelerdendir), özel günleriniz için lezzetli, muhteşem meyve sepetleri...


yemeye kıyamayacağınız cinsten:))

arkadaşımız ilk kez 2 sene önce eşimin doğumgününde gönderdiğinde, arkadaşlarla evdeydik ve bir süre izleyerek yemeğe başlayamadık, uzun uzun fotoğraflarını çektik, kim başlasa diye herkes birbirine baktı ama sonunda o muhteşem görünen meyvelere daha fazla dayanamayıp yenik düştük ve adeta saldırmıştık:))

5 dakikada meyveleri götürdük ve ortada sadece saplardan oluşan komik bir manzara kalmıştı:)


Daha sonra doğumgünü olan, işe yeni başlayan, bebeği olan arkadaşlarımıza bu güzelim meyve sepetlerinden göndermeye başladım..

şiddetle tavsiye ediyorum arkadaşlar..çok leziz,sağlıklı, muhteşem görünen, zevkli ve farklı bir hediye:)
özel günlerde ise masada çok hoş görünüyor..


http://www.fruitandthecity.com/